Ben daha üzerimdeki ölü toprağını atıp marketingist yaşanmışlıklarına dokunamadan BarCamp İstanbul'07 ve Türkiye Blog Konferansı'07 gibi iki etkinlik daha geldi geçti.
Türkiye Blog Konferansı'da yaşananlarla ilgili söylenecek ne varsa Süleyman Sönmez söylemiş neredeyse. Yalnız hatırlayabildiği kadarı bu muydu yoksa dile gösterdiği özen kullanılan argo(?) kelimeleri dönüştürmeyi de kapsıyor mu bilmiyorum ama benim kesin olarak hatırladığım, Tunç'un kullandığı ifade "yapaylık" değil "piçlik"di (“Arama motorlarına göre başlıklar ve içerik hazırlamak yapaylıktır” (Tunç Kılınç) ). Eda Suner'in
Velhasıl konferans bence de oldukça başarılıydı. Ama daha başarılı olması için gösterilecek çaba, gösterilmiş olan çabanın yarsı kadar bile değildi bence.
Güncelleme: Devletşah, aktardığım ifadenin kendisine ait olmadığı yönünde bir düzeltmede bulundu. Hafızamı da yoklayarak gerekli düzeltmeyi yaptım. Bu arada tartışmanın asıl tarafları da ortaya çıkmış oldu. (1. 2.) Blog magazinciliği gibi bir niyetim yok kesinlikle ama tartışmalar o kadar ilginç ki paylaşmadan da edemedim.
Türkiye Blog Konferansı'da yaşananlarla ilgili söylenecek ne varsa Süleyman Sönmez söylemiş neredeyse. Yalnız hatırlayabildiği kadarı bu muydu yoksa dile gösterdiği özen kullanılan argo(?) kelimeleri dönüştürmeyi de kapsıyor mu bilmiyorum ama benim kesin olarak hatırladığım, Tunç'un kullandığı ifade "yapaylık" değil "piçlik"di (“Arama motorlarına göre başlıklar ve içerik hazırlamak yapaylıktır” (Tunç Kılınç) ). Eda Suner'in
Devletşah'ın Eda Suner'in konferans sırasında " Şimdi bizim burda olmamıza bozulan, burda olması gereken kişilerin bizler olmadığını düşünen kişiler olacaktır." gibi bir ifadesi vardı. Pek olası görmemiştim bunu ama eleştiriler konferans öncesinde başlamış.
Velhasıl konferans bence de oldukça başarılıydı. Ama daha başarılı olması için gösterilecek çaba, gösterilmiş olan çabanın yarsı kadar bile değildi bence.
Güncelleme: Devletşah, aktardığım ifadenin kendisine ait olmadığı yönünde bir düzeltmede bulundu. Hafızamı da yoklayarak gerekli düzeltmeyi yaptım. Bu arada tartışmanın asıl tarafları da ortaya çıkmış oldu. (1. 2.) Blog magazinciliği gibi bir niyetim yok kesinlikle ama tartışmalar o kadar ilginç ki paylaşmadan da edemedim.
6 yorum:
Merhaba ben yazıda makalesine link verilen Süleyman Sönmez. Öncelikle bu nazik destek için teşekkür ediyorum.
Elbetteki Tunç'un sözü biz bizeyken ve o muhteşem yüz mimikleriyle süper komikti. Kadın erkek tümümüz güldük. Ancak webde bu keskinlikte verdiği ifadeyi aynen aktarmak biraz haksızlık gibi geldi bana. Orada olmayan birinin Tunç'un ifadesindeki sempatikliği anlamak yerine küfür gibi algılayarak farklı konumlandırma yapmasını istemedim.
Yüzlerce kelime ve cümleyi robot gibi aynen yazdığıma göre bu kadarını mazur görün :)
Gerçekten de çekememezlik, küçük görme, başkaları başarı hikayesinde olmalıydı diyenler var. Ama onların hedefi yanlış. Biz blogcular "ben, ben, benim adamım önce ben" değil "sen, dostum sen, önce sen" dediğimiz sürece insanlık vasfına uygun davranmış oluruz.
Hizmet ettiğimiz sürece, birbirimize destek verdiğimiz sürece birlikte yükseliriz.
Yükselmek için yangın çıkmış salondan kapıya koşarken birbirini ezen, yüzlerini oyan insanlar gibi davranmanın alemi yok. Zaten bilimsel istatistikler öyle bir kargaşada ölenlerin yangından değil bu tarz ben kurtulayım da vahşetinden öldüğünü gösteriyor.
Türk Blog Ailesi, dikkat edin ailesi dedim birbirine destek olmalı. Çünkü dünyanın kalanı gibi İngilizce yazmıyoruz. Sayımız nispeten az. Bir de aramızda kavga çıkarıp 1. Türk Bloglar savaşı yaparsak onu okuyanlar da kalmaz.
Bizim odağımız sevginin zemininde elimizden yüreğimizden döküleni aktarmak olmalı.
Tekrar görüşmek ve paylaşmak üzere.
Sevgiyle kalın.
Merhaba;
Yazınız çok hoş olmuş. Ancak bir düzeltme yapacağım. Çekememezlik yapanlardan bahseden ben değildim. Hatta orada duyduğumda böyle birileri olduğundan da haberdar değildim. Eda'ya sorma fırsatım da olmadı.
Yazınıza verdiğim link, destekten daha çok emeğinize duyduğum saygının ve hakikaten söylenecek neredeyse hiçbir şey bırakmamanızdan doğan "çaresizliğin" ifadesidir:)Değerlendirmeniz ve nezaketiniz için asıl ben teşekkür ederim.
Tunç'un kullandığı ifade konusunda sizden farklı düşünüyorum. Orada olmayan biri yazınızı okuduğunda Tunç'un kastettiği şeyi ıskalamış da olabilir. İşi biraz akışına bırakmalı bence. Maksadı ıskalama ve yanlış konumlandırma arasındaki denge kendiliğinden oluşacaktır blog aleminin özgür ortamında. Dolayısıyla maruz görülecek bir şey de yok. İkimiz de benim denge kuramımdaki(!?) rollerimizi oynamış olduk hepsi o kadar. Ve aslında herşeye rağmen haklı olan siz de olabilirsiniz.
Blogcular arasındaki bütün o tartışmalara da anlam veremiyorum doğrusu. Belki de bu "piyasada" daha yeni olduğumdandır;)
Not almak için başımı eğmeye pek fırsat vermeyen bütün o sununm bombardımanında böyle bir hata yapmam kaçınılmazdı zaten. Kusuruma bakmayın lütfen Devletşah Hanım. Sizin oturumunuzda dile getirilen bu ifade ( bu ya da buna yakın bir ifade vardı, eminim ) size ait değilse Eda Hanım'a aitti muhakkak ( üçüncü ihtimal Nuri Çankaya olamaz zira:) ).
Ben şimdilik yazılarım için aynı şeyi düşünmesem de teveccühünüz için teşekkür ederim.
Eda Suner hanım gerçekten olduğu gibi biri. Konferansla ilgili Microsoft'dan ile çok yorumu alan kendisi. Ayrıca Mehmet bey bende oradaydım ve Eda hanımın ne kadar tevazulu herkese teşekkür eden paylaşımcı biri olduğunu sizde benim gibi kulaklarınızla duydunuz. Link verdiğiniz kişi oraya geldi ama Eda hanıma tek bir laf edemedi kendisi Eda hanımla mailleşmiş gibi istediği yerleri değiştirerek Eda hanım yazmış gibi gösterecek kadar zavallı. Siz ben bizler gerek Eda hanım gerek tüm okuyucular bunlara inanmayacak kadar kaliteliyiz diye düşünüyorum.
Saygılarımla
Ya gerçekten Blog Kazanı'ndaki "Liseli Kız Kavgası" bölümüne layık bir polemik oldu ve artık tartışmaktan bile sıkıldım, fakat şu İsimsiz arkadaş bana karşı üçüncü yerde saldırıda bulunuyor ve kendimi savunmam gerekli. Hala tartışmayı sürdürüyor olduğum için gerçekten özür diliyorum sizden.
İlk saldırısında benden "köpek" diye bahseden, ikinci saldırısında "köpek" ifadesini kaldırıp farklı bir sitede çok benzer bir yorumu yapan, üçüncü ve bu saldırısında da İsimsiz kalmayı tercih edip istediğini yazan arkadaşa ithafen, iki maddede iki olayı açıklığa kavuşturmak istiyorum;
1. "Eda hanıma tek bir laf edemedi" demiş İsimsiz. Eda Suner'le bu konuyu tartışmak istediğimi zaten kendi blog'umda da belirtmiştim, fakat hangi insan kavga etmek için Ankara'dan İstanbul'a gider? Ankara'da yaşıyorum ve Türk blog yazarları arasında gerçekleştirilecek bu özel etkinliğe katılmak istedim, hepsi bu. Tartışma isteğimi sonradan köreltip, tatsızlık çıkarmayı düşünmeden orada durmamın bile bu şekilde çarpıtılıp "laf edemedi" şeklinde lanse edilmesi hakikaten çok acayip.
2. Kafama göre değiştirdiğimi iddia ettiği bir e-posta trafiğinden de bahsetmiş İsimsiz. Amacım reklamımı yapmak değil, ismimi temize çıkarmak, o yüzden vereceğim bağlantıları yanlış algılamamanızı rica ediyorum:
http://beyn.org/muhtelif-tecrubeler-silsilesi/eda-sunerin-firindan-yeni-cikmis-rezaleti/
Burada bahsedilen ve;
http://beyn.org/falan/edasuner/Gmail%20-%20link.htm
burada geçen konuşmanın gerçekliğini kanıtlamam için adaşım Barış Atasoy'un blog'undaki bir yazısını gösterebilirim:
http://www.pozitifpc.com/editorblog/reklam/turk-blog-camiasi-ne-alemde
Orada geçen bir paragrafı da aktarmak istiyorum:
"Kimileri, yalakalık ekosistemi yaratıp günü kurtarmaya çalışıyor. Bundan kazançlı çıktığını sanan bazı saf blogcular da var. Buna bir örnek, Eda Suner’in saadet zinciri. Aslında link filan verdiği yok; ama link aldığını sanan bazı saflar bilgisayar başında geçirdikleri vaktin yarısını yalakalıkla harcamaktalar. Kapalı devre blog sistemi. Bu aralar bir “mailing list” oluşturmuş; yine bir blogcu tanıdığım gelen maildan bahsetmişti; buradaki maili görünce, aynı yazının herkese forward edildiğini anladım."
Son cümleye, benim yukarıda verdiğim ilk bağlantı verilmiş. Bunu göstermemdeki amaç Eda Suner'in yaptığı eylemleri ifşa etmekten ziyade kendime atılan iftiraları temizlemek. İnanın bana, gerçekleşen e-posta trafiğini kaydettikten sonra oradaki e-posta adreslerini yıldızlarla değiştirmekten ve e-postalardaki, önceki e-postaya yapılan alıntıları temizlemekten başka bir düzenlemede bulunmadım. Yemine inancım pek yoktur ama dilerseniz sevdiğim her insan üzerine de yemin edebilirim :)
İsimsiz arkadaşın yazdığı gibi "Bunlara inanmayacak kadar kaliteli" olmak yerine "Bunları sorgulayacak kadar araştırmacı" olduğumuz takdirde her şey gün gibi ortaya çıkacak zaten. Körü körüne hayranlığı bırakıp karşıt düşüncelere de saygı gösterildiği zaman ortada ne sahtekâr kalacaktır, ne de yalancı.
Sevgiler.
Yorum Gönder